Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
NEDEN MHP'Yİ "ELE GEÇİRMEK" İSTİYORUM (İrfan ÇEP)


Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Yine de düşüncelerimi 4 başlık altında toplayıp yazayım istedim. 1- 1997'den bu yana olan-biten nedir, ne değildir? 2- Son 4 seçimde Bilge Lider öncülüğünde yaşadığımız tuhaflıklar 3- Kanun-tüzük-mahkeme üçgeninde olağanüstü süreç 4- Neden MHP'yi "ele geçirmek" istiyorum.

1997'DEN BU YANA OLAN-BİTEN NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Küresel güçler diğer ülkeleri "yönetenler eliyle" yönetirler. Bu minvalde, partilerin yönetimine de son derece duyarlıdırlar. ABD 80 darbesi ile, yeni öğretisinden(Türk-İslam ülküsü) hiç hazzetmediği ve kontrol edemeyeceğini gördüğü MHP'nin 1981'deki muhtemel iktidarını önlemiş, kadrolarını dağıtmıştır.(Sorguda; "neredeyse devleti ele geçiriyordunuz lan" sözleri) Darbecilerin kontrolündeki yeni siyasi hayat, 87'de yasakların kalkmasıyla kısmen rahatlamış ve renklenmiş, "önemli dört siyasi eğilim"den biri olan MHP(MÇP)'nin geleceğini dizayn etmek de önem kazanmıştır. 97 baharında 80 yaşındaki koca çınar Alparslan Türkeş'in ayakta ama beklenen ölümü, 10 yıl öncesinden partiye genel sekreter yapılan Devlet Bahçeli'nin seçilmesi ile az hasarla atlatılmıştır. Kavgalı 97 kongresinde aslında ülkücü irade Yıldırım Tuğrul'un şahsında "ölüm gösterilip, sıtmaya razı" edilmiştir. Çünkü, gönüllerdeki Lider Muhsin Başkan parti dışındadır ve Partinin 2 numaralı koltuğunda 10 yıldır oturan Devlet Bahçeli'nin tabandaki mevcut gücü 1200 delegede sadece 359 oydur.(yani %30 delege desteği) Bahçeli, başta Ramiz Ongun olmak üzere sandalye yağmuru altında kolunu havaya kaldıran değişim isteyen rakiplerinin kıyağı sayesinde genel başkan olmuş ama asla değer bilmemiştir. Her şeye rağmen değişim katkısını göstermiş, yeni bir yüz ve yenilenmiş kadrolar millette karşılık bulmuş, özellikle Başbuğ'un cenaze töreninde oluşan tablonun yarattığı öz güven ile ülkücüler titreyip kendine dönünce, 99 seçimlerinde MHP 129 vekille mecliste sağın en büyük partisi olmuştur. O seçim akşamında da Bahçeli kimseyle konuşmadan "Çiller ve Kutan dinlensinler" diyerek Ecevit'in başbakanlığını tek seçenek haline getirmiştir. 57.Hükumet kurulmuş, krizler biribirini kovalamış, Derviş çağrılıp Millete en acı reçete içirilmişken ve seçime de daha 1,5 yıl varken erken seçim tarihi bizzat Bahçeli tarafından ilan edilmiştir. 3 Kasım akşamı "sorumlu benim" diyerek istifa etmiş, "Büyük bir kurultay toplayıp görevi devredene kadar" diyerek istifadan caymış, tüm milleti kandırmıştır. Zira, geçen zamanda üyeden tepeye "ne olur gitme ağam" diyecek bir yapı oluşturup kendini yeniden seçtirmiştir. Bu nahoş durumu Ülkü-Tek Genel başkanı ve MC hükumetleri dönemi Çukobirlik genel müdürümüz Sabri Öge'ye "Sabri'ciğim; biliyorum nahoş ama ABD büyükelçisi de Rus büyükelçisi de bana 'aman bırakma' diyor" diye mazur göstermeye çalışmıştır.

SON 4 SEÇİMDE BİLGE LİDER ÖNCÜLÜĞÜNDE YAŞADIĞIMIZ TUHAFLIKLAR

30 Mart mahalli seçimleri MHP'yi ana muhalefet yapabilirdi. Zira 51 ilde il genel meclisinde MHP CHP'yi bayağı sollamıştı. Sonucu Ankara ve İstanbul tayın edecekti. 2009'da Mansur Yavaş Ankara'da yolu yarılamış, MHP oylarını iki buçuk katına çıkarmış, 2014'te kesin favori idi. Hemen harcandı. İstanbul'a da hiç adı duyulmadık bir arkadaş(Rasim Acar)aday yapıldı. Herkes "Herhalde Sarıgül'ü destekleyeceğiz" sandı. Sonuç hüsran. Halbuki Ankara kesin kazanılır, İstanbul'da da o oyun üç katı alınır ve Türkiye ortalaması 17,66 değil, %24-25 olabilirdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine "haddimi bilirim" lafının gölgesinde, kazanmak değil, adet yerini bulsun havasında girildi. Sadi Bey'e karşı Sezer formülüne sarılmak gibi Akşener'e karşı Ekmelettin Bey can simidi oldu. Sonuç, tüm muhalefet için hezimet oldu. 7 Haziran, ülkücü tabanın, tek adam diktatörlüğünü sandıkta mutlaka durdurmak adına her türlü rezervini dondurup/erteleyip Devlet Bahçeli'ye en yüksek krediyi açtığı son seçim oldu. O sayede 80 vekil kazanıldı ve tek parti iktidarı çökertildi. Ama sevinç sadece 6 saat sürdü çünkü Bilge'miz sonucu beğenmemişti. Ardından Şefkat içeriyi hedef alarak "feriştahlı" açıklamayı yaptırmış, yetinmemiş, kendisi de "budanarak büyüyeceğiz" demişti. Beş ayda yeterince budandık ve 1 Kasım'da 80'den 40'a düştük. Hala budanıyoruz. 1 Kasım'a yani dördüncü seçime giderken son darbe de "Hanımefendi dinlenecek" ve "Akşener'i bizzat ben aday yapmadım" sözleri ile indirildi. Komalık olduk. O sözü duyduğumda akıbeti görmüştüm ve içim CIZ etmişti. Buna rağmen tabanı teskin edebilmek için "Medyanın Akşener sevgisi" diye bir şeyler yazıp yine de hepimiz gibi "dava adına" liderin yanlışını savunmaya çalıştım. Çünkü seçim arefesinde idik.

KANUN-TÜZÜK-MAHKEME ÜÇGENİNDE OLAĞANÜSTÜ SÜREÇ

MHP tüzüğü 2009'da sadece ve sadece Genel Başkanlık makamını korumak amacıyla değiştirilmiştir. Ölene kadar başkanlığı öngörür. Bu amaçla değiştirilen maddeler siyasi partiler kanununa aykırıdır ve 12. sulh hukukun kararı da dosdoğrudur. Neden dersek; 2003 nahoş durumu ardından Ankara İl Başkanı Ercan Koç ile başlayan imza toplamalarda veya olağan kurultayda muhalefete imza vererek açığa çıkan tüm muhalif delegeler bir daha delege olamamışlardır. Ramiz'ciler de temizlenmiştir(!) Koray'cılar da temizlenmiştir(!) diğerleri de temizlenmiştir. 2018 beklenecek olursa şimdiki değişimciler de hatta imza vermeyenler de temizlenecektir(!). Partilerin en üst karar organı MYK değil, büyük kurultaydır. MYK'da 2018 kararı aldık demekle olağanüstü kurultayın önü kesilemez. MYK vekildir, 1230 delege asıldır. Asıl her zaman için vekili azleder.  Delege, şirketin hissedarı gibidir. Şirketi kapatma yetkisi olan hissedarlar, sürekli zarar ettiren genel müdürü neden değiştiremesin.

NEDEN MHP'Yİ ELE GEÇİRMEK İSTİYORUM

İnsanın aklıyla, zekası ile alay eden laflar iyice çoğaldı. 7 Şubat krizinde Başbakan "Fidan'ı yedirtmem, onun üzerinden bana geleceklerdi" dedi, hemen meclis toplandı, yasa çıktı ve MİT mensuplarının tümü mükerreren zırha kavuştu. Aralık'ta aynı başbakan Bilal'i arabasında saklayıp "Vermem, oğlum üzerinden bana geleceklerdi" dedi. Polisler, hakim-savcılar engellendi, HSYK kanunu değiştirildi, operasyona "darbe" denildi, darbe "karşı darbe" ile durdurulmuş oldu. Son dört seçimde bu "paralel torbasına" defalarca tüm muhalefet partileri doldurulup "hepsi bir olup hükumeti devirmeye çalışmakla" suçlandılar. Halbuki demokrasilerde tüm siyasi partilerin yanı sıra sivil toplum örgütleri, basın ve sermaye grupları gibi "baskı gruplarının" var oluşlarının bir nedeni de iktidarı denetlemek ve -evet açıkça söylüyorum- gerektiğinde "devirmeye" çalışmaktır. "AKP'yi iktidardan düşürmeye çalışmak" suç sayılır oldu. Kimse de buna itiraz etmiyor ve kimse de "Ey Başbakan, Fidan ya da Bilal üzerinden sana gelmek istemek neden suç olsun. Gelecek olanlar gelince sende ne yamukluk göreceklerdi ki vaveylayı koparıp ülkede hukuku alt-üst ettin." diye sormuyor. Yaz tatilinde futbol okuluna yazılan bir çocuk, ileride süper lige transfer olmak, flaş bir takımın yıldız bir futbolcusu ya da kaptanı olmayı hayal edemez ise, ancak moloz bir top toplayıcı olur. Şanlı yuva Harbiye'ye adım atan her subay, bir gün genel kurmay başkanı olmayı hayal eder. Ona göre ders çalışır, dönem birincisi olur, arkadaş edinir, çevre edinir. Ülkü Ocaklarına giden bir genç bir gün Ocak genel başkanı, partiye kaydolan bir insan bir gün il başkanı ve nihayet genel başkan olmak ister ve ona göre çalışırsa SUÇ MU İŞLEMİŞ olur. Tayyibin "beni devirmek istiyorlar" demesi ile Bahçeli'nin "MHP'yi ele geçirmek istiyorlar" demesinin ne farkı var. Ha; biri ülkede iktidarı, biri de partide iktidarı kaybetmek istemiyor. Bizim de "kaybettirmek istemek" en doğal ve en demokratik hakkımız. Şundan genel başkan olur, bundan genel başkan olmaz diye adeta gökten "racon ayetleri" indirenler; hiç utanmaz mısınız? "MHP'yi devretmem, teslim etmem" lafı ne kadar kaba, düşüncesiz, demokrasiden nasipsiz bir laftır, farkında mısınız. MHP asker bavulu, vitrinlik aksesuar ya da koca koca adamlar için "oyuncak" değil, Türk Milletini mutlu ve müreffeh, Türk devletini güçlü kılmak üzere ülkücüleri iktidara taşıyabilecek olan bir siyasal araçtır. O aracı işlevsiz kılmaya, dondurmaya, müzeye kaldırmaya kimsenin hakkı yoktur. Ne birinci vazifemiz ne de sonuncu vazifemiz tayyibi ayakta tutmak, ya da başkan yapmak değildir.

MUHALEFETE MUHALEFET YAPARAK DA, İKTİDARDAKİNİ İKTİDARDA TUTARAK DA İKTİDAR OLUNAMAZ.

Değişim talebi ile beraber, adında hareket olan partiye yeniden hareket ve bereket gelmiştir. İşte ben, biz, hepimiz -delegemizin kararıyla- Partimize sahip çıkmak, hareket ve bereket kesilmesin diye tıkanan noktalara el atmak/elden geçirmek amacıyla MHP'yi "ele geçirmek" istiyoruz.

İrfan ÇEP


 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)