KALALDURUK
05.02.2009, 04:21
“Sağcı bir yazar var”
İktidarın tekrar modalaştırdığı, ‘Nazımcı olma!’ kervanına gönüllü katılan ‘dönme’ değil, ‘dönek!’ bir yazara ait başlıktaki tabir! “Sağcı bir yazar!” . “Nazım, Sovyetlerin adamıydı.” demiş. Bizim dönek yazarımız da Nazım’ı olduğu gibi yani, ‘Türkiyeci’, Türk değil, ‘Sovyet Rusyacı’ olduğunu söylediği için, ona birazda küçümseyerek, “Bu ne kin be adam!” diyor. Nazım’ı tekrar Türk vatandaşı yapan AKP Hükümetine örtülü desteğini tam verirken, kararı eleştiren “Sağcı bir yazar”, dediği, aslında kendisinin edebiyat ve Türkiye’ye hizmette, topuğuna, paçasına bile ulaşamayacağı ‘dev’ şahsiyete Nazım üzerinden saldırıyor.
Nazım hakkında doğruları söylediği için, “Sağcı bir yazar!” diye tanımlanan ve Nazım’ın fedailiğine soyunularak, Nazım üstünden paçaları çekiştirilen kişi Yavuz Bülent Bakiler’dir! ‘Dönek’ ‘moda’ yazarın, “Sağcı bir yazar” diye küçümsemeye çalıştığı, aslında Türk Edebiyatının bu abide ismine, ‘sağcılık’ sıfatının hakaret olduğunu, söyleyende çok iyi bilmektedir. ‘Moda yazar’, Yavuz Bülent Bakiler’in de, düne kadar kendisin de içinde bulunduğu, “sağcı yazarlar” arasında olduğunu söyleyerek, Bakiler’in şair, edebiyatçı kimliğini, ‘sağcı yazar’ statüsüyle, ‘yok etme!’, ‘kaybettirme’, ‘sıradanlaştırma’ gayretine giriyor. İntikam, çekememezlik, ulaşılmaz zirvedekini kendi süfli seviyesine çekebilme gayreti! Bu gayretin sahibinin, Üstad Necip Fazıl’la, Nazım arasındaki kavganın, kıyaslamaların hep Üstad tarafında yer aldığını, Nazım’ın şiirinin üstadın şiirleriyle ‘kıyas’ bile edilemeyeceğini savunduğunu tahmin hiç de zor değildir. Şimdi Nazım’a “Sovyet Rusyacı” dediği için Bakiler’e, “Sende Amerika’nın adamıydın.”, diyor. İftira, tezvirat, hakaret ediyor. Bakiler hiçbir zaman Rusyacı, Amerikancı, AB’ci, Arapçı olmamıştır. Bizim ‘moda yazar’, ‘milli görüş’çülükten girip, döne, döne en son olarak da ‘Nazımcı’ olmanın keyfini sürüyor. Şimdilerde, Nazımın kılıcını sallıyor.
Yavuz Bülent Bakiler hiç şüphesiz, ‘moda yazar’ın fedailiğini yaptığı, Nazım’la kıyaslanmayacak kadar büyük bir şairdir. Edebiyatımızda, geleneksel şiirimizin damıtılmış hali, Yavuz Bülent Bakiler şiirleri oldu. Cahit Sıtkı Tarancı, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek çizgisinin devamındaki tartışılamayacak isim elbette ki Yavuz Bülent Bakilerdir. Her biri bir başyapıt olan onlarca şiir ve düzyazı eserlerinin yanı sıra, STV adlı içine girenin kimliğini ‘Feytullahçı’ olarak değiştiren STV’de, özgün kimliğini koruyarak, “Sözün Doğrusu” nu öğreten günümüzün ‘Dede Korkut’u oldu. Bu ‘Nazımcı’ ‘moda’ yazar gibilerine, STV’den Türkçenin ‘dil inceliklerini’ öğretti.
Yavuz Bülent bakiler hiçbir zaman şucu, bucu olmamıştır. O milletinin geçmişinden aldıklarını yarınlarına aktaracak eserleri üretmiş, çok büyük bir yazardır. Yavuz Bülent Bakiler eserleri ölümsüzlüğe erişmiş büyük bir milli şairdir. Yavuz Bülent Bakiler Türkçenin yaşayan yıkılmaz kalesidir. Yavuz Bülent Bakiler yaşayan büyük bir Türkçüdür. Yavuz Bülent Bakiler Milliyetçidir, Ülkücüdür. O, sıradan ve “Sağcı bir yazar” değildir.
Yavuz Bülent Bakiler bin yıl sonrada tanınacak, bilinecek. Saygı duyulacak bir Türk Büyüğü olacak. Ya sen nasıl anılacaksın, Ali Kemal’in izinden giden ‘cüceler!’ arasında sadece adın (kalırsa!) kalacak. O kadar! Mütareke basınında bir de ‘dönek Ahmet Hakan’ vardı diyecekler. Hangi ‘eser’in sahibisin? Bu millet ve devlet için ne ürettin? Bir cücenin, bir devle uğraşmasının komikliğini bizlere gösteren ve güldüren bir zavallı Ahmet Hakan olmaktan başka ne özelliğin var senin? Şimdi, hazır ‘moda’ olmuşken tadını çıkart. Modan nasılsa geçecek. Sen yine dün beraber olduklarının kirli çamaşırlarıyla uğraş, onları didikle, sahiplerini ‘rezil etmeye’ devam et. Edebiyatımızın ve düşünce dünyamızın devi bir şahsiyetin paçalarını çekiştirmekten vazgeç. Kendi sınıfın ve boyundakilerle uğraş sen! Yavuz Bülent Bakiler’le uğraşmak sana birkaç beden büyük gelir. Hem de çok büyük! Çok!
13 Ocak 2008
Dursun Berkok
İktidarın tekrar modalaştırdığı, ‘Nazımcı olma!’ kervanına gönüllü katılan ‘dönme’ değil, ‘dönek!’ bir yazara ait başlıktaki tabir! “Sağcı bir yazar!” . “Nazım, Sovyetlerin adamıydı.” demiş. Bizim dönek yazarımız da Nazım’ı olduğu gibi yani, ‘Türkiyeci’, Türk değil, ‘Sovyet Rusyacı’ olduğunu söylediği için, ona birazda küçümseyerek, “Bu ne kin be adam!” diyor. Nazım’ı tekrar Türk vatandaşı yapan AKP Hükümetine örtülü desteğini tam verirken, kararı eleştiren “Sağcı bir yazar”, dediği, aslında kendisinin edebiyat ve Türkiye’ye hizmette, topuğuna, paçasına bile ulaşamayacağı ‘dev’ şahsiyete Nazım üzerinden saldırıyor.
Nazım hakkında doğruları söylediği için, “Sağcı bir yazar!” diye tanımlanan ve Nazım’ın fedailiğine soyunularak, Nazım üstünden paçaları çekiştirilen kişi Yavuz Bülent Bakiler’dir! ‘Dönek’ ‘moda’ yazarın, “Sağcı bir yazar” diye küçümsemeye çalıştığı, aslında Türk Edebiyatının bu abide ismine, ‘sağcılık’ sıfatının hakaret olduğunu, söyleyende çok iyi bilmektedir. ‘Moda yazar’, Yavuz Bülent Bakiler’in de, düne kadar kendisin de içinde bulunduğu, “sağcı yazarlar” arasında olduğunu söyleyerek, Bakiler’in şair, edebiyatçı kimliğini, ‘sağcı yazar’ statüsüyle, ‘yok etme!’, ‘kaybettirme’, ‘sıradanlaştırma’ gayretine giriyor. İntikam, çekememezlik, ulaşılmaz zirvedekini kendi süfli seviyesine çekebilme gayreti! Bu gayretin sahibinin, Üstad Necip Fazıl’la, Nazım arasındaki kavganın, kıyaslamaların hep Üstad tarafında yer aldığını, Nazım’ın şiirinin üstadın şiirleriyle ‘kıyas’ bile edilemeyeceğini savunduğunu tahmin hiç de zor değildir. Şimdi Nazım’a “Sovyet Rusyacı” dediği için Bakiler’e, “Sende Amerika’nın adamıydın.”, diyor. İftira, tezvirat, hakaret ediyor. Bakiler hiçbir zaman Rusyacı, Amerikancı, AB’ci, Arapçı olmamıştır. Bizim ‘moda yazar’, ‘milli görüş’çülükten girip, döne, döne en son olarak da ‘Nazımcı’ olmanın keyfini sürüyor. Şimdilerde, Nazımın kılıcını sallıyor.
Yavuz Bülent Bakiler hiç şüphesiz, ‘moda yazar’ın fedailiğini yaptığı, Nazım’la kıyaslanmayacak kadar büyük bir şairdir. Edebiyatımızda, geleneksel şiirimizin damıtılmış hali, Yavuz Bülent Bakiler şiirleri oldu. Cahit Sıtkı Tarancı, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek çizgisinin devamındaki tartışılamayacak isim elbette ki Yavuz Bülent Bakilerdir. Her biri bir başyapıt olan onlarca şiir ve düzyazı eserlerinin yanı sıra, STV adlı içine girenin kimliğini ‘Feytullahçı’ olarak değiştiren STV’de, özgün kimliğini koruyarak, “Sözün Doğrusu” nu öğreten günümüzün ‘Dede Korkut’u oldu. Bu ‘Nazımcı’ ‘moda’ yazar gibilerine, STV’den Türkçenin ‘dil inceliklerini’ öğretti.
Yavuz Bülent bakiler hiçbir zaman şucu, bucu olmamıştır. O milletinin geçmişinden aldıklarını yarınlarına aktaracak eserleri üretmiş, çok büyük bir yazardır. Yavuz Bülent Bakiler eserleri ölümsüzlüğe erişmiş büyük bir milli şairdir. Yavuz Bülent Bakiler Türkçenin yaşayan yıkılmaz kalesidir. Yavuz Bülent Bakiler yaşayan büyük bir Türkçüdür. Yavuz Bülent Bakiler Milliyetçidir, Ülkücüdür. O, sıradan ve “Sağcı bir yazar” değildir.
Yavuz Bülent Bakiler bin yıl sonrada tanınacak, bilinecek. Saygı duyulacak bir Türk Büyüğü olacak. Ya sen nasıl anılacaksın, Ali Kemal’in izinden giden ‘cüceler!’ arasında sadece adın (kalırsa!) kalacak. O kadar! Mütareke basınında bir de ‘dönek Ahmet Hakan’ vardı diyecekler. Hangi ‘eser’in sahibisin? Bu millet ve devlet için ne ürettin? Bir cücenin, bir devle uğraşmasının komikliğini bizlere gösteren ve güldüren bir zavallı Ahmet Hakan olmaktan başka ne özelliğin var senin? Şimdi, hazır ‘moda’ olmuşken tadını çıkart. Modan nasılsa geçecek. Sen yine dün beraber olduklarının kirli çamaşırlarıyla uğraş, onları didikle, sahiplerini ‘rezil etmeye’ devam et. Edebiyatımızın ve düşünce dünyamızın devi bir şahsiyetin paçalarını çekiştirmekten vazgeç. Kendi sınıfın ve boyundakilerle uğraş sen! Yavuz Bülent Bakiler’le uğraşmak sana birkaç beden büyük gelir. Hem de çok büyük! Çok!
13 Ocak 2008
Dursun Berkok