ToYGaR
13.01.2009, 06:13
http://www.turkcu.com/resim/savunma.jpg
ALPARSLAN TÜRKEŞ`İN 12 EYLÜL ADALETSİZLİĞİNE KARŞI YAPMIŞ OLDUGU SAVUNMA
1 Numarali Askeri Mahkemesi Baskanligi´na
Dosya No : 1981/176
Ífade Sahibi : Alparslan Türkes
Suç : TCK`nun 146/1 maddesinin ihlali.
Konu : Sorgulama ifadesi Hk.
Hadise : Bir siyasi davanin , idam talebiyle yargilanan bir numarali sanigi olarak burada bulunuyorum. Hakkimdaki iddianameyi dinledik. Taleb edilen cezalari ögrendik. Simdi de usul geregi bize söz verilmis bulunuyor.
Her safhasini ve bütün unsurlariyla bu davanin- basta biz saniklar olmak üzere, hakim ve saniklardan cezaevi ve inzibat görevlilerine ve Milli Güvenlik Konseyi üyeleri´ne kadar iradesi ve rolu bulunan herkes dahil-gerek sahislarimiz, gerekse devlet ve milletimizin açisindan son derece ehemmiyetli oldugu kanaatindeyim. Bu dava dolayisiyla burada Türk milletinin yakin geçmisi, hal-i haziri ve gelecegi ve bundan sonraki safhalarinda ortaya çikmis ve çikaçak bütün neticeler, müsahede konusu olmus ve olacak her türlü tutum, hal ve hareketler ve dava sonunda tesis olunacak nihai hükümler, Türk devletinin dayandigi temel ve esas degerlerle, müesseselerinin isleyisiyle, hedef ve istikametleriyle dogrudan ilgilidir.
Bu dava , Türk milletinin her türlü düsman taaruzuna karsi en büyük silah ve gücü olan milli birlik ve beraberligimizle, milli güvenlik ve savunmamizla da dogrudan dogruya ilgilidir. Bunu söylerken asla mübalaga etmiyorum.
Bu mahkemenin, bütün safhalariyla, bugünkü nesilleri, yasayan insanlarimizi oldugu kadar, gelecek nesillerimizi de yakindan alakadar, edecegi muhakkaktir. Mücerret adalet açisindan yargi organlarina intikal eden her dava ehemmiyetlidir. Resmi kabullere göre mensup, taraftar ve sempadizanlarini iki milyon olarak ifade edebilen, milli ve milliyetçi bir partinin, genel baskanindan itibaren bütün organlariyla ve idarecileriyle dünya adalet tarihinde görülmemis bir sayida ikiyüzyirmi idam istenerek yargilanmasi ve herhalde adalet terazisinde hassas tartilmasi gereken farkli bir agirlik teskil edecekdir.
Íslami, insani, milli ve medeni bir prensip olarak milletimizle birlikde biz iman etmisizdir ki,´´ adalet mülkün temelidir. ´´Zulme sapan, adalete gölge düsüren, mülkün, yani devletin temellerine dinamit koymus olur.
Adaleti çigneyen insaniyeti çignemis olur, Íslamiyet´i çignemis olur ! Zulum ve adaletsizlik her seyden önce Allah´a isyandir.
Ínanci olmayanlar, kalbi mühürlü ve küfürle kararmis olanlar bilmeseler ve inanmasalar da, büyük Türk milleti böyle bir isyani bagislamaz. Türk milletinin zülümle idare etmenin, adaletsizlige razi ve ram etmenin imkani yoktur.
Milletimizden aldigimiz bu ilham ve inançladir ki, biz, her zaman ve her yerde ``lekesiz ve gölgesiz bir adaletin´´ savunucusu olmusuzdur. Mücadelesini yaptigimiz degerlerin basinda ``lekesiz ve gölgesiz bir adalet´´ siari yer almistir.
Hakka riayet ve adaletle hükmetmek de sahislarimizi çok asan, milli ve ilahi bir mes´uliyet davasidir.
Tasidigim bayrak; temsil ettigim mukaddes Türk milliyetçiligi davasi ugrunda, komünist ve bölücü hainlerin kursunlariyla topraga sehitler ordusuna katilmis olan Ruhi Kiliçkiran´dan Gün Sazak´a kadar sehit evlat ve kardeslerimin ruhaniyetlerimin de su anda bizimle beraber olduklarini biliyorum. Onlar da beni dinliyorlar. Onlarin tekzib etmeyecekleri sekilde konusmaya, yanliz hak bildigimi söylemeye mecburum. Çünkü onlar, o üçbinaltiyüz can, bu hak bildigimiz yolda ``vatan-millet-din ve devlet´´ ugrunda sehit oldular.
Onlar hem sehitlerimiz, hem de sehitlerimizdir. Yarin huzur-i ilahide de bana sahitlik edecek olanlar, onlardir...
Onlarin huzurunda, onlar için konusacagim! Ebed-müdded olan Türk devletine;kiyamete kadar hür, müstakil, mes´ud ve müreffeh yasamasini, her gayeden aziz bildigimiz Büyük Türk milletine bugüne kadar hizmet ve etmekde olanlar için; yarin ayni yolda, ayni heyecan ve suurla bu kutsal hizmetin bayragini tasiyacak olanlar için konusacagim!
Huzur-i ilahiye yüz akiyla çikmakdan baska bir endiseye gönlümde yer yoktur. Hiçbir beseri kudret önünde egilmem. Kimsenin merhamet ve insafina sahsen ihdiyacim yoktur. Sözüm, tenkidim, talebim yalniz mülkün temeli olan adalet naminadir, yanliz milletim ve devletim içindir...
Allah nasip ettigi için, çok genc yaslardan itibaren Türk milliyetçiligi gibi bir davanin mensubu oldum. Ömrümü davama adanmis olarak geçirdim. Yine Allah nasip ettigi için bu mukkaddes ve mübarek davanin siyasi aksiyon planinda liderligini, bayraktarligini yaptim. 64 yasimdayim. Benim ayrica anlatmama lüzüm yok; hepiniz biliyorsunuz, herkes biliyor ki, bu dünyada fani bir beser için tatmin sebebi sayilan ikbalin en üst kademelerini gördüm .Mükerreren idbari da gördüm, yasadim Siviliyle, askeriyle mahkemelere de girdim çikdim. Tecrubem az sayilmaz. Bu dünyada iyiden kötüden birçok seyi tartip çekmek, degerli olan nedir, degersiz olan nedir, bunlar üzerinde düsünme firsatini buldum. Dolu dolu yasanmis bir ömrün su merhalesinde, inanç ve prensiplerimden, seref ve haysiyetimden, ugruna ömrümü ve bütün varligimi adayip harcadigim Türk milliyetçiligi davasindan daha ehemmiyetli, tamah etmeye, tenezzül etmeye, pesinde kosup yorulmaya deger bir sey olduguna inanmiyorum.
SAVUNMA -2-
Bu iddianame bu dava dolayisiyla, milli bekamiz açisindan maseri vicdanin zaruri olan bazi müsbet hassasiyetleri tahrib edilmis olacaktir. Bu tahribat baslamistir. Çünkü siyasi hareketlerimizle birlikte, yanliz bize oy verenleri degil, bütün Türk milletini içine alan fikriyatimiz ve ve onun ayrilmaz bir parçasi olan milli heyecani da yargilanmaktadir. Sizler istemeseniz de, bu mahiyetteki bir dava bir bakima kaçinilmaz olarak bu sonucu getirildi. Devlet ve siyaset hayatinda görev ve sorumluluklar yüklenmis insanlarin düsüncelerinden tecrit edilerek ele alinmasi, tarihde oldugu gibi bugünde mümkün degildir. Fikirleri insanlar temsil ederler ve bu fikirler, temsilcilerinin sahsinda kitlelere mal edilir.
Bu bakimdan da milyonlarca insan, mesela ``milliyetçiler ayri, milliyetçilik ayri´´seklinde bir tefrik yapmaz, yapamaz, kaldi ki ortaya konulan iddianame, bu kabil tefrikleri, en küçük nüanslara kadar yapilacak, en dikkatli ve bize herhanki bir suretle sahip çikmak endisesinde olmayan kimseler için bile, ´´yargilanan MHP´nin yöneticileridir, fikriyati degil.´´demek imkanini birakmamistir. Bizler burada düsünce ve siyasetimizle ve hatta daha çok da düsüncemizden dolayi yargilaniyoruz.
Sizlerden bir tek ricam var. Sözlerimi kesmeden sonuna kadar dinleyin. Sormaya hazirlandiginiz veya bilahare sormak isteyeceginiz bir çok sualin ve iddianamede ortaya konulan itham ve isnadlarin cevaplarini, tahmin ediyorum ki konusmamin bütünlügü içinde almis olacaksiniz.
Karsisinda sizlerin su anda tasidiginiz üniformayi, 37yil serefle tasimis, Milli Birlik Komitesi üyeligi, parti genel baskanligi, basbakan yardimciligi yapmis, Türkiye´nin son yirmi yillik tarihi içinde emsali görülmedik düsmanliklarin ve emsalsiz sevgi ve bagliliklarin hedefi olmus, bu dünyanin bir türlü kahir ve mihretinden geçmis bir insan konusuyor.
Sabirla dinlediginiz takdirde, hem vazifenizi yapmis olursunuz, hem de ümid ediyorum ki, sahsen istifadeniz olur. Çünkü konusacagimiz meseleler, yanliz su ani, sizi bizi degil,Türk milletinin gercek bütün zamanlarini ve nesillerini de çok yakindan ilgilendirecek hayati ehemmiyette meselelerdir.
12 Eylül 1980 tarihine gelinceye kadarki olaylar ve gercekler muvacehesinde, ´´Türkiye´de ne hakli ve hatta yegane hakli zümre kimdi? Vatan, millet ve devletine karsi üstüne düsen görevleri, ne pahasina olursa olsun, yapan bir gurup var miydi?``diye soruldugunda, tarih, su salonda karsisinda sanik olarak bulunan Milliyetçi Hareket Parti´li ve ülkücüleri, 220´sinin idami istenen bu serefli insanlari gösterecektir.´´
Ben meseleyi sümüllü ve ehemmiyetli gördügüm için konusmak istiyorum. Sunu olanca sadeligi ile ifade etmek isterim ki, ne vicdanen, ne de kanunen kendimi suçlu hissediyorum. Bu bakimdan da uzun uzadiya sahsimi savunmak ihtiyacinda ve telasinda degilim. Esasen iddianame diye ortaya konulan metin, her bakimdan o kadar gayri ciddi ki, talebi idam da olsa, böyle bir metin karsisinda, insan sadece sahsini düsünerek savunma yapmaya tenezzul etmez. Yoktan yok çikar; mevcut olmus, hicbir zaman islenmemis suçun iddianamesi de herhalde böyle olaçaktir. Bu iddianame sahsin itibariyle yok hükmündedir? Beni konusmaya sevk eden husus, ne ceza korkusu, ne muhtemel bir cezadan kurtulma gayret ve ümididir.
Devlet müesseselerini ``politikadan arindirma ´´görüntüsü altinda, üstü örtülü particilik gayretlerinin hala ve en menfi sekilde devam ediyor olmasi, karsi karsiya bulundugumuz harbin yeni bir çesidi olan tehlikeli duruma ragmen eski particilik husumetlerinin devam ettirilmesi, bedeli milletimiz için çok agir olan bir hatadir.
Bir an için hakli ve müsbet manada farkli durumumuzdan fedakarlik ederek, siyasi bir tesekkül olarak MHP ve siyasiler olarak bizler de diyelim ki, bütün siyasi tesekküller ve siyasiler kadar sorumlu ve hatali idik. Bu taktirde bile, farkli ve bizim aleyhimize bir tutum ve tavir takinildigi asikardir. Yanliz MHP´nin, yanliz bizim yargilanmamizdaki haksizligin millet vicdaninda açtigi yara kapanmayacaktir.
ALPARSLAN TÜRKEŞ`İN 12 EYLÜL ADALETSİZLİĞİNE KARŞI YAPMIŞ OLDUGU SAVUNMA
1 Numarali Askeri Mahkemesi Baskanligi´na
Dosya No : 1981/176
Ífade Sahibi : Alparslan Türkes
Suç : TCK`nun 146/1 maddesinin ihlali.
Konu : Sorgulama ifadesi Hk.
Hadise : Bir siyasi davanin , idam talebiyle yargilanan bir numarali sanigi olarak burada bulunuyorum. Hakkimdaki iddianameyi dinledik. Taleb edilen cezalari ögrendik. Simdi de usul geregi bize söz verilmis bulunuyor.
Her safhasini ve bütün unsurlariyla bu davanin- basta biz saniklar olmak üzere, hakim ve saniklardan cezaevi ve inzibat görevlilerine ve Milli Güvenlik Konseyi üyeleri´ne kadar iradesi ve rolu bulunan herkes dahil-gerek sahislarimiz, gerekse devlet ve milletimizin açisindan son derece ehemmiyetli oldugu kanaatindeyim. Bu dava dolayisiyla burada Türk milletinin yakin geçmisi, hal-i haziri ve gelecegi ve bundan sonraki safhalarinda ortaya çikmis ve çikaçak bütün neticeler, müsahede konusu olmus ve olacak her türlü tutum, hal ve hareketler ve dava sonunda tesis olunacak nihai hükümler, Türk devletinin dayandigi temel ve esas degerlerle, müesseselerinin isleyisiyle, hedef ve istikametleriyle dogrudan ilgilidir.
Bu dava , Türk milletinin her türlü düsman taaruzuna karsi en büyük silah ve gücü olan milli birlik ve beraberligimizle, milli güvenlik ve savunmamizla da dogrudan dogruya ilgilidir. Bunu söylerken asla mübalaga etmiyorum.
Bu mahkemenin, bütün safhalariyla, bugünkü nesilleri, yasayan insanlarimizi oldugu kadar, gelecek nesillerimizi de yakindan alakadar, edecegi muhakkaktir. Mücerret adalet açisindan yargi organlarina intikal eden her dava ehemmiyetlidir. Resmi kabullere göre mensup, taraftar ve sempadizanlarini iki milyon olarak ifade edebilen, milli ve milliyetçi bir partinin, genel baskanindan itibaren bütün organlariyla ve idarecileriyle dünya adalet tarihinde görülmemis bir sayida ikiyüzyirmi idam istenerek yargilanmasi ve herhalde adalet terazisinde hassas tartilmasi gereken farkli bir agirlik teskil edecekdir.
Íslami, insani, milli ve medeni bir prensip olarak milletimizle birlikde biz iman etmisizdir ki,´´ adalet mülkün temelidir. ´´Zulme sapan, adalete gölge düsüren, mülkün, yani devletin temellerine dinamit koymus olur.
Adaleti çigneyen insaniyeti çignemis olur, Íslamiyet´i çignemis olur ! Zulum ve adaletsizlik her seyden önce Allah´a isyandir.
Ínanci olmayanlar, kalbi mühürlü ve küfürle kararmis olanlar bilmeseler ve inanmasalar da, büyük Türk milleti böyle bir isyani bagislamaz. Türk milletinin zülümle idare etmenin, adaletsizlige razi ve ram etmenin imkani yoktur.
Milletimizden aldigimiz bu ilham ve inançladir ki, biz, her zaman ve her yerde ``lekesiz ve gölgesiz bir adaletin´´ savunucusu olmusuzdur. Mücadelesini yaptigimiz degerlerin basinda ``lekesiz ve gölgesiz bir adalet´´ siari yer almistir.
Hakka riayet ve adaletle hükmetmek de sahislarimizi çok asan, milli ve ilahi bir mes´uliyet davasidir.
Tasidigim bayrak; temsil ettigim mukaddes Türk milliyetçiligi davasi ugrunda, komünist ve bölücü hainlerin kursunlariyla topraga sehitler ordusuna katilmis olan Ruhi Kiliçkiran´dan Gün Sazak´a kadar sehit evlat ve kardeslerimin ruhaniyetlerimin de su anda bizimle beraber olduklarini biliyorum. Onlar da beni dinliyorlar. Onlarin tekzib etmeyecekleri sekilde konusmaya, yanliz hak bildigimi söylemeye mecburum. Çünkü onlar, o üçbinaltiyüz can, bu hak bildigimiz yolda ``vatan-millet-din ve devlet´´ ugrunda sehit oldular.
Onlar hem sehitlerimiz, hem de sehitlerimizdir. Yarin huzur-i ilahide de bana sahitlik edecek olanlar, onlardir...
Onlarin huzurunda, onlar için konusacagim! Ebed-müdded olan Türk devletine;kiyamete kadar hür, müstakil, mes´ud ve müreffeh yasamasini, her gayeden aziz bildigimiz Büyük Türk milletine bugüne kadar hizmet ve etmekde olanlar için; yarin ayni yolda, ayni heyecan ve suurla bu kutsal hizmetin bayragini tasiyacak olanlar için konusacagim!
Huzur-i ilahiye yüz akiyla çikmakdan baska bir endiseye gönlümde yer yoktur. Hiçbir beseri kudret önünde egilmem. Kimsenin merhamet ve insafina sahsen ihdiyacim yoktur. Sözüm, tenkidim, talebim yalniz mülkün temeli olan adalet naminadir, yanliz milletim ve devletim içindir...
Allah nasip ettigi için, çok genc yaslardan itibaren Türk milliyetçiligi gibi bir davanin mensubu oldum. Ömrümü davama adanmis olarak geçirdim. Yine Allah nasip ettigi için bu mukkaddes ve mübarek davanin siyasi aksiyon planinda liderligini, bayraktarligini yaptim. 64 yasimdayim. Benim ayrica anlatmama lüzüm yok; hepiniz biliyorsunuz, herkes biliyor ki, bu dünyada fani bir beser için tatmin sebebi sayilan ikbalin en üst kademelerini gördüm .Mükerreren idbari da gördüm, yasadim Siviliyle, askeriyle mahkemelere de girdim çikdim. Tecrubem az sayilmaz. Bu dünyada iyiden kötüden birçok seyi tartip çekmek, degerli olan nedir, degersiz olan nedir, bunlar üzerinde düsünme firsatini buldum. Dolu dolu yasanmis bir ömrün su merhalesinde, inanç ve prensiplerimden, seref ve haysiyetimden, ugruna ömrümü ve bütün varligimi adayip harcadigim Türk milliyetçiligi davasindan daha ehemmiyetli, tamah etmeye, tenezzül etmeye, pesinde kosup yorulmaya deger bir sey olduguna inanmiyorum.
SAVUNMA -2-
Bu iddianame bu dava dolayisiyla, milli bekamiz açisindan maseri vicdanin zaruri olan bazi müsbet hassasiyetleri tahrib edilmis olacaktir. Bu tahribat baslamistir. Çünkü siyasi hareketlerimizle birlikte, yanliz bize oy verenleri degil, bütün Türk milletini içine alan fikriyatimiz ve ve onun ayrilmaz bir parçasi olan milli heyecani da yargilanmaktadir. Sizler istemeseniz de, bu mahiyetteki bir dava bir bakima kaçinilmaz olarak bu sonucu getirildi. Devlet ve siyaset hayatinda görev ve sorumluluklar yüklenmis insanlarin düsüncelerinden tecrit edilerek ele alinmasi, tarihde oldugu gibi bugünde mümkün degildir. Fikirleri insanlar temsil ederler ve bu fikirler, temsilcilerinin sahsinda kitlelere mal edilir.
Bu bakimdan da milyonlarca insan, mesela ``milliyetçiler ayri, milliyetçilik ayri´´seklinde bir tefrik yapmaz, yapamaz, kaldi ki ortaya konulan iddianame, bu kabil tefrikleri, en küçük nüanslara kadar yapilacak, en dikkatli ve bize herhanki bir suretle sahip çikmak endisesinde olmayan kimseler için bile, ´´yargilanan MHP´nin yöneticileridir, fikriyati degil.´´demek imkanini birakmamistir. Bizler burada düsünce ve siyasetimizle ve hatta daha çok da düsüncemizden dolayi yargilaniyoruz.
Sizlerden bir tek ricam var. Sözlerimi kesmeden sonuna kadar dinleyin. Sormaya hazirlandiginiz veya bilahare sormak isteyeceginiz bir çok sualin ve iddianamede ortaya konulan itham ve isnadlarin cevaplarini, tahmin ediyorum ki konusmamin bütünlügü içinde almis olacaksiniz.
Karsisinda sizlerin su anda tasidiginiz üniformayi, 37yil serefle tasimis, Milli Birlik Komitesi üyeligi, parti genel baskanligi, basbakan yardimciligi yapmis, Türkiye´nin son yirmi yillik tarihi içinde emsali görülmedik düsmanliklarin ve emsalsiz sevgi ve bagliliklarin hedefi olmus, bu dünyanin bir türlü kahir ve mihretinden geçmis bir insan konusuyor.
Sabirla dinlediginiz takdirde, hem vazifenizi yapmis olursunuz, hem de ümid ediyorum ki, sahsen istifadeniz olur. Çünkü konusacagimiz meseleler, yanliz su ani, sizi bizi degil,Türk milletinin gercek bütün zamanlarini ve nesillerini de çok yakindan ilgilendirecek hayati ehemmiyette meselelerdir.
12 Eylül 1980 tarihine gelinceye kadarki olaylar ve gercekler muvacehesinde, ´´Türkiye´de ne hakli ve hatta yegane hakli zümre kimdi? Vatan, millet ve devletine karsi üstüne düsen görevleri, ne pahasina olursa olsun, yapan bir gurup var miydi?``diye soruldugunda, tarih, su salonda karsisinda sanik olarak bulunan Milliyetçi Hareket Parti´li ve ülkücüleri, 220´sinin idami istenen bu serefli insanlari gösterecektir.´´
Ben meseleyi sümüllü ve ehemmiyetli gördügüm için konusmak istiyorum. Sunu olanca sadeligi ile ifade etmek isterim ki, ne vicdanen, ne de kanunen kendimi suçlu hissediyorum. Bu bakimdan da uzun uzadiya sahsimi savunmak ihtiyacinda ve telasinda degilim. Esasen iddianame diye ortaya konulan metin, her bakimdan o kadar gayri ciddi ki, talebi idam da olsa, böyle bir metin karsisinda, insan sadece sahsini düsünerek savunma yapmaya tenezzul etmez. Yoktan yok çikar; mevcut olmus, hicbir zaman islenmemis suçun iddianamesi de herhalde böyle olaçaktir. Bu iddianame sahsin itibariyle yok hükmündedir? Beni konusmaya sevk eden husus, ne ceza korkusu, ne muhtemel bir cezadan kurtulma gayret ve ümididir.
Devlet müesseselerini ``politikadan arindirma ´´görüntüsü altinda, üstü örtülü particilik gayretlerinin hala ve en menfi sekilde devam ediyor olmasi, karsi karsiya bulundugumuz harbin yeni bir çesidi olan tehlikeli duruma ragmen eski particilik husumetlerinin devam ettirilmesi, bedeli milletimiz için çok agir olan bir hatadir.
Bir an için hakli ve müsbet manada farkli durumumuzdan fedakarlik ederek, siyasi bir tesekkül olarak MHP ve siyasiler olarak bizler de diyelim ki, bütün siyasi tesekküller ve siyasiler kadar sorumlu ve hatali idik. Bu taktirde bile, farkli ve bizim aleyhimize bir tutum ve tavir takinildigi asikardir. Yanliz MHP´nin, yanliz bizim yargilanmamizdaki haksizligin millet vicdaninda açtigi yara kapanmayacaktir.