ToYGaR
13.01.2009, 05:33
Milli Mücadele ateşini yakan çekirdek kadrodan biri olan Hüseyin Rauf Orbay ve arkadaşlarının Atatürk'ün altından heykelini yapalım,ama CHF'nin başına geçme' dediklerini anlatan yeğen Zafer Orbay, paşaların, ülkede halk yönetimi istediklerini, muhalif partiyi bu sebeple kurduklarını söylüyor. Orbay, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılması için birçok komplo hazırlandığını, bunlardan bir tanesinin de İzmir Suikasti olduğunu iddia ediyor. Yakın veya uzak tarih daha ne çok sır barındırıyor içinde kim bilir? Bunların bir kısmı, üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra dile getirildiğinde ancak ortaya çıkıyor: "Dayımın dediği 'Biz oturduk konuştuk.' Mustafa Kemal Paşa'ya, 'Bak Paşa' demişler, 'senin altından heykelini dikelim, sen otur. Biz aramızda tartışalım. Sıkıştığımız zaman, en doğru kararı sen veriyorsun, sen karar ver. Öyle değil, böyle de. Biz o yolda gidelim. Ama partinin (Cumhuriyet Halk Fırkası) başına geçme. Doğru değil. Sen büyük kumandansın.' Yani politikacı olsun istememişler. Onun için Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kuralım demişler, Halk Fırkası'na karşılık.""Dayımdan dinledim." diyen Zafer Orbay, sözleri sarfeden de Hüseyin Rauf Orbay. Hüseyin Rauf da, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Mustafa Kemal, Refet Bele ile birlikte Milli Mücadelenin nüvesini oluşturanların başında geliyordu.1881'de doğup 1964'te 83 yaşında iken vefat ettiğinden, kız kardeşi İffet Hanım'ın 1923'te dünyaya gelmiş çocuğu Zafer Orbay, gerek merakını dindirmek gerekse tarihî olayları ilk ağızdan dinlemek için kendisine çokça soru sorma imkanı bulmuştu. O sorulara verilen cevaplardan biri de bu beşlinin, İstanbul kendilerine dar geldikten sonra Ankara'da bir araya geldikleri zaman, üzerine ant içtikleri konuydu: "Dayım 'Biz Ankara'da en kötü zamanlarımızda ant içtik' diyor, 'Mustafa Kemal dahil. Ve dedik ki bundan sonra bu memleketi halk yönetecek. Halk idaresi olacak. Tek kişi, aile veya bir grup yönetimini istemiyoruz. Padişahlık da olmayacak. Böyle bir şeye müsaade etmeyeceğiz.' Ama bu aralarında bir sır tabii." Bunlar konuşulduğunda Ankara Hükümeti henüz daha ilân edilmemiş.Necmü Zafer Orbay'ın dayısına sorular sorup aldığı cevaplar sayesinde şimdi taşlar biraz daha yerine oturuyor. Zafer Orbay, Rauf Orbay ve Milli Mücadelede memleket hizmetinde seneler geçirmiş onun gibi düşünenlerin, bu yüzden derleme ve toplama olan İkinci Meclis'i beğenmediklerini anlatıyor. Onların isteği, Milli Mücadeleye başladıkları ilk günlerde verdikleri sözü tutarak, seçimin halk tarafından yapılmasıydı.Ve Zafer Orbay da, Ali Fuat Cebesoy'un yeğeni Ayşe Cebesoy'un anlattıklarını destekleyerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulmasındaki amacın, ülkede demokratik bir ortam oluşturma çabası olduğunu dile getiriyor. Ama ne olduysa ondan sonra oluyor, partide bahsi geçen paşalarla Atatürk'ün arası bundan sonra açılmaya başlıyor: "Onun detayına hiç girmeyelim. Çünkü sonradan da başımıza geldi. Bu, politikada olan şey. Muhalif bir parti ortaya çıktığı zaman iktidarda olan, şu veya bu sebeple muhalif partiyi susturmaya çalışıyor."
-Atatürk'e kenara çekil mi diyorlar? 'Altından heykelini dikelim' teklifine Mustafa Kemal'in tepkisi ne oluyor?
Kenara çekil diye bir şey yok. Olur mu? Atatürk Meclis reisi o zaman. Cumhurbaşkanlığı henüz yok. Bu partiyi kapatmak için bir sürü komplo hazırlanıyor. Hazırlananlardan bir tanesi de İzmir Suikasti.
-Partinin kurulması ile bağlantılı bir durum mu bu?
Valla partiyi kapatmak için...
-Suikastle bağlantı nasıl kuruluyor?
Suikasti yapan Ziya Hurşit diye birisi. Bilinen isimler o ve etrafında dört kişi. Bunun kardeşi mebus. Meclis'te konuşmuş. Atatürk'ü kastederek "Tek başına işte, padişah olmak istiyor. Ben bunu öldürürüm." gibi laflar etmiş. Kardeşine söylemiş güya. Ve hazırlık yapacağız gibi laflar etmiş. Ondan sonrası karanlık."
-Bu konuda yapılan yorumlar ne?
Atatürk'ün İzmir'e gideceğini biliyorlar. Bunları İzmir'de bir otele yerleştiriyorlar. İdam sehpasında birinin söylediği "Hepimizi affedecektiniz, onun için biz bunu kabul ettik." diyor, ipi çekiyorlar o sırada. Şimdi biz bundan şüphelendik. Acaba otelde, yatakların altına tabancalar, dolaba bombalar filan yerleştiriliyor da, Atatürk'ün gelmesinden iki gün evvel polise ve jandarmaya baskın mı yaptırıyorlar? Zaten bunları orada suçüstü yakalayıp "Atatürk'e suikast girişimi budur." diye götürüyorlar hepsini. Ondan sonra da "Madem biliyordu da niye haber vermedi diye." birçok kişiyi suçlamaya başlıyorlar.Hüseyin Rauf Orbay, Kafkas asıllı, yani Çerkes. Babası Kafkasya'dan, Zahum Kale civarındaki Kafri Köyü'nden ikiz kız kardeşi ile kaçarak İstanbul'a gelmiş Mehmet Muzaffer adında birisidir. Önce Üsküdar'da akrabalarının yanına yerleşen Mehmet Muzaffer, tahsilini tamamlar, zabit çıkar. Sultan Aziz zamanında eğitim görmesi için İngiliz donanmasına gönderilir. Mehmet Muzaffer Paşa olarak Sivastopol'un bombalanmasından Trablusgarp'a kadar, yıllarca askeriyeye hizmetleri olur. Ayan Meclisi üyeliği yapar. Paşa, çocuklarına şu vasiyeti yapacak kadar yeni vatanına bağlı birisidir artık: "Benim hemcinslerim Kafkasya'da değil devlet memuru olmak, varlıklarını korumak için dinlerini değiştirmeye zorlandıkları bir sırada biz Türk topraklarına sığındık. Devlet ve millet bizi cins ayırmadan okuttu. En yüksek mevkilere getirdi. Bunu daima göz önünde bulundurarak sizin de hedefiniz bizim için mukaddes olan devlet ve millete kayıtsız ve şartsız fedakarlık ve hizmet etmek olmalıdır. Bu düstûr her düşünce ve hareketinizi düzenlemelidir." Rauf Orbay, babasının vefat ederken de tekrar ettiği bu sözleri hiçbir zaman hatırından çıkarmaz.Mehmet Muzaffer, kendisi gibi başka bir yerden, Selanik'ten İstanbul'a gelip yerleşmiş Rüveyde Hanım'la birleştirir hayatını. Ve evliliklerinden Safiye, Murat, Hüseyin Rauf ve Necmü Zafer Orbay'ın da annesi olan İffet Hanım dünyaya gelir. Murat, Karadeniz'de Nilüfer adlı mayın gemisi ile mayın döşerken, nasıl olduğu çözülemeyen bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Koca gemiden geriye sadece bir asker şapkası ile üzerinde Nilüfer yazılı bir cankurtaran simidi kalmıştır. Celal adında bir oğlu olur. Onun da, bugün kimya profesörü olan ve adını Murat koydukları bir çocuğu gelir dünyaya.Ailenin büyük kızı Safiye Hanım ise Aziz Bey'le evlenir. Onların da Güzin (Kahyagil) ile Melike (Şasa) adında kızları doğar. Melike Hanım, Avni Şasa ile evlenerek meşhur Bedirhanilerle de akraba olur. Ünlü Ayşe Şasa, bu çiftin kızlarıdır.İffet Hanım ise Çanakkaleli bir aileye gelin gider; Divan-ı Muhasebat ve Sayıştay azalığı yapan Ziya Akif Bey ile evlenir. Onların da Ferit ve Necmü Zafer adında iki çocukları gelir dünyaya. Her ikisi de havacılığa meraklı olan çocuklardan Ferit, erken yaşta şehit düşer.Ailenin diğer çocuğu ise 21 Ocak 1923 tarihinde Büyük Zafer'den sonra dünyaya geldiği için, dayısı Rauf Orbay tarafından kendisine zafer yıldızı anlamında ad verilen Necmü Zafer'dir. İşte bu Zafer Orbay, çocukluğundan beri dayısı Rauf Orbay'ı hiç rahat bırakmaz, ona sürekli sorular sorar. Aldığı cevaplarla bir dönemi kendi kafasında da olsa aydınlatır.İstanbul doğumlu (1882) Hüseyin Rauf Orbay ise Deniz Harp Okulu'nu ve Mühendishane'yi bitirir. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılır. Hamidiye gemisinin kaptanyken gösterdiği başarı larla halk kahramanı olarak ün yapar. Amerika, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde görevler alır. Görevlerinden biri de Sultan Osman Zırhlısı'nı İngiltere'den teslim almaktır.
...
-Atatürk'e kenara çekil mi diyorlar? 'Altından heykelini dikelim' teklifine Mustafa Kemal'in tepkisi ne oluyor?
Kenara çekil diye bir şey yok. Olur mu? Atatürk Meclis reisi o zaman. Cumhurbaşkanlığı henüz yok. Bu partiyi kapatmak için bir sürü komplo hazırlanıyor. Hazırlananlardan bir tanesi de İzmir Suikasti.
-Partinin kurulması ile bağlantılı bir durum mu bu?
Valla partiyi kapatmak için...
-Suikastle bağlantı nasıl kuruluyor?
Suikasti yapan Ziya Hurşit diye birisi. Bilinen isimler o ve etrafında dört kişi. Bunun kardeşi mebus. Meclis'te konuşmuş. Atatürk'ü kastederek "Tek başına işte, padişah olmak istiyor. Ben bunu öldürürüm." gibi laflar etmiş. Kardeşine söylemiş güya. Ve hazırlık yapacağız gibi laflar etmiş. Ondan sonrası karanlık."
-Bu konuda yapılan yorumlar ne?
Atatürk'ün İzmir'e gideceğini biliyorlar. Bunları İzmir'de bir otele yerleştiriyorlar. İdam sehpasında birinin söylediği "Hepimizi affedecektiniz, onun için biz bunu kabul ettik." diyor, ipi çekiyorlar o sırada. Şimdi biz bundan şüphelendik. Acaba otelde, yatakların altına tabancalar, dolaba bombalar filan yerleştiriliyor da, Atatürk'ün gelmesinden iki gün evvel polise ve jandarmaya baskın mı yaptırıyorlar? Zaten bunları orada suçüstü yakalayıp "Atatürk'e suikast girişimi budur." diye götürüyorlar hepsini. Ondan sonra da "Madem biliyordu da niye haber vermedi diye." birçok kişiyi suçlamaya başlıyorlar.Hüseyin Rauf Orbay, Kafkas asıllı, yani Çerkes. Babası Kafkasya'dan, Zahum Kale civarındaki Kafri Köyü'nden ikiz kız kardeşi ile kaçarak İstanbul'a gelmiş Mehmet Muzaffer adında birisidir. Önce Üsküdar'da akrabalarının yanına yerleşen Mehmet Muzaffer, tahsilini tamamlar, zabit çıkar. Sultan Aziz zamanında eğitim görmesi için İngiliz donanmasına gönderilir. Mehmet Muzaffer Paşa olarak Sivastopol'un bombalanmasından Trablusgarp'a kadar, yıllarca askeriyeye hizmetleri olur. Ayan Meclisi üyeliği yapar. Paşa, çocuklarına şu vasiyeti yapacak kadar yeni vatanına bağlı birisidir artık: "Benim hemcinslerim Kafkasya'da değil devlet memuru olmak, varlıklarını korumak için dinlerini değiştirmeye zorlandıkları bir sırada biz Türk topraklarına sığındık. Devlet ve millet bizi cins ayırmadan okuttu. En yüksek mevkilere getirdi. Bunu daima göz önünde bulundurarak sizin de hedefiniz bizim için mukaddes olan devlet ve millete kayıtsız ve şartsız fedakarlık ve hizmet etmek olmalıdır. Bu düstûr her düşünce ve hareketinizi düzenlemelidir." Rauf Orbay, babasının vefat ederken de tekrar ettiği bu sözleri hiçbir zaman hatırından çıkarmaz.Mehmet Muzaffer, kendisi gibi başka bir yerden, Selanik'ten İstanbul'a gelip yerleşmiş Rüveyde Hanım'la birleştirir hayatını. Ve evliliklerinden Safiye, Murat, Hüseyin Rauf ve Necmü Zafer Orbay'ın da annesi olan İffet Hanım dünyaya gelir. Murat, Karadeniz'de Nilüfer adlı mayın gemisi ile mayın döşerken, nasıl olduğu çözülemeyen bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Koca gemiden geriye sadece bir asker şapkası ile üzerinde Nilüfer yazılı bir cankurtaran simidi kalmıştır. Celal adında bir oğlu olur. Onun da, bugün kimya profesörü olan ve adını Murat koydukları bir çocuğu gelir dünyaya.Ailenin büyük kızı Safiye Hanım ise Aziz Bey'le evlenir. Onların da Güzin (Kahyagil) ile Melike (Şasa) adında kızları doğar. Melike Hanım, Avni Şasa ile evlenerek meşhur Bedirhanilerle de akraba olur. Ünlü Ayşe Şasa, bu çiftin kızlarıdır.İffet Hanım ise Çanakkaleli bir aileye gelin gider; Divan-ı Muhasebat ve Sayıştay azalığı yapan Ziya Akif Bey ile evlenir. Onların da Ferit ve Necmü Zafer adında iki çocukları gelir dünyaya. Her ikisi de havacılığa meraklı olan çocuklardan Ferit, erken yaşta şehit düşer.Ailenin diğer çocuğu ise 21 Ocak 1923 tarihinde Büyük Zafer'den sonra dünyaya geldiği için, dayısı Rauf Orbay tarafından kendisine zafer yıldızı anlamında ad verilen Necmü Zafer'dir. İşte bu Zafer Orbay, çocukluğundan beri dayısı Rauf Orbay'ı hiç rahat bırakmaz, ona sürekli sorular sorar. Aldığı cevaplarla bir dönemi kendi kafasında da olsa aydınlatır.İstanbul doğumlu (1882) Hüseyin Rauf Orbay ise Deniz Harp Okulu'nu ve Mühendishane'yi bitirir. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılır. Hamidiye gemisinin kaptanyken gösterdiği başarı larla halk kahramanı olarak ün yapar. Amerika, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde görevler alır. Görevlerinden biri de Sultan Osman Zırhlısı'nı İngiltere'den teslim almaktır.
...