|
SON
SÖZÜM SÖYLENMEDİ..!
|
|

|
Rahmet
iner semâdan sabrın doruklarına,
Bir
kaç damla gözyaşı
düşerken yanaklara...
Ölümü
öldürerek yürüdü "Sekiz
Şehit”
Urganlı şafaklardan, nurlu
basamaklara...
Devamı>>>
|
|
ŞEREFİMLE
ÖLÜME GİDERİM..!
|
|

|
İşin
en korkunç tarafı, Fikri Ağabeğ'e asılacağını her fırsatta
hatırlatanlar, gelip söylerken acıyormuş gibi davrananlar sabah ve
akşam sayımları esnasında esas duruşu bozuk, sesi çıkmıyor gibi
bahaneler uydurarak, her fırsatta onu dövüyorlardı. Bunun
sebebi de kısa süre sonra anlaşılcaktı: akıbetini hatırlatarak
bunaltmak ve direncini kırarak itiraf etmesini sağlamak... Devamı>>> |
|
SEHPALARDA
ZAFER VAR...
|
|

|
Önce,
MUSTAFA'm
yürüdü cellada doğru,
Adı gibi yiğitti o Pehlivanoğlu.
İlk o
yürüdü dimdik başıyla sehpaya,
Tekbirlerle
yükselip,
kavuştu Mevlaya. Devamı>>>
|
|
ŞEHİT
CEVDET KARAKAŞ'IN ARDINDAN...
|
|

|
Telaşsız,
endişesiz ve tam tevekkül içinde gitti gideceği yere...
Nereye gittiğini, adresi çok iyi biliyordu. İnancı tamdı.
Diğerleri gibi bir seher vakti bereketin ve rahmetin sağanak sağanak
aleme indiği bir vakitti veda anı.. . Devamı>>> |
|
ŞEHİT
AHMET KERSE'NİN BİR HATIRASI.
|
|

|
Eğer
o gün oradaki bu girişim takdir i ilahi tarafından firar
olarak tecelli etseydi yani Ahmet Kerse
kaçabilseydi… bugün belki
yaşıyacaktı… ama gam değil… o
yüreklerimizde yaşıyor! Onun ifadesiyle diyeyim
“…ben kendimi hesaba çektim, gerisi
mühim değil, yaşasın Türk
Milleti…!” Allah mekanını cennet etsin, diyenlere
selam ola… Onlar bizi izliyorlar, yüreğim
böyle diyor.. ONLAR YANIMIZDALAR.... Devamı>>> |
|
BİR HAZAN
VAKTİ...
|
|

|
Efkârım
artar da ağlarım bâzan
Mihrican
vurgunu
Eylül’de vatan
Sehpaya
giderken o "Sekiz Fidan"
Zaman karanlığı seçti gelmedin;
Kardelenler çiçek açtı gelmedin....Devamı>>>
|
|
YAĞMURUN
ÇİSELEDİĞİ BİR GECEDE...
|
|

|
Elimi
koğuş parmaklıklarından dışarıya uzattım, avucumu göğe doğru
açtığımda aman Allahım bir yağmur Halil'in
duasına icabet edercesine çiseliyordu. Kendi kendime:
„Ah Halil'im! O gün Rabbimizden güneşleri
yağdırmasını isteseydin, Rabbim o güneşleri bile yağdırırdı
diye mırıldandım. Koğuş lal olmuş, göklerle birlikte
Halil ve Selçuk'a ağlıyordu...
Devamı>>> |
|
ONLAR
GELMEDEN ÖNCE...
|
|

|
12
Eylül'de asılan Ülkücü bir şehidin
mezanndaydı, kabristanın etrafında fın fın dönüp
duruyordu. Sonra yine „Onlar gelmeden önce her şey
daha güzeldi...“ sözlerini sıralayarak,
birden ellerini semaya kaldırıp, yine tekrarladı o sözleri...
Hayret göklerden sesine cevap veriyormuşcasına bir yağmur
boşanmaya başlamıştı. Devamı>>> |
|
ZİNDANLARDA
ŞEHİT DÜŞENLER
|
|

|
| ABDURRAHMAN
KILIÇ 15.3.1980
Gaziantep'li olup 22 yaşındaydı. 1977 yılında
memleketinde işlenen bir cinayetin zanlısı olarak tutuklanmış, Adana
Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti. Olay
günü, komünistlerin,
Ülkücü mahkumların kaldığı koğuşlara
yaptıkları büyük bir baskın sırasında, Hasan
Hüseyin Akbaş ile birlikte şişlenerek şehit edildi. Cenazesi,
memleketinde toprağa verildi. Devamı>>>
|
|
| ŞEHİT ARIKAN
HAKK'A YÜRÜDÜ... |
|

|
Yani,
gitmiş miydi şimdi o, aslan pençeli yiğit kardeşim? Oysa onu
ne ümitlerle bekleyen biri vardı... Demek içimdeki
sıkıntı buymuş. Bunu ruhen hissetmişsem de, nefs-i kamil olmadığımdan o
ana kadar bilememiştim. Ve onun yokluğu ancak böyle bir
sıkıntı yükleyebilmiş yüreğime! Yandı ta ciğerimin
başı yandı bu habere. Devamı>>> |
|
ŞEHİTLERİMİZİN
KERAMETİ...
|
|

|
İçimden
sürekli Allah’a yalvarıyor, “Yarabbi,
Selçuk ve Halil’imin yolladığı bu hediyeleri
Yusufiyedeki gardaşlarına ulaştır yarabbi…”
diye dualar ediyordum. Jandarma bir süre sonra başını bir o
yana bir bu yana sallayarak gelip bizi yanına çağırdı: Devamı>>> |
|
ŞEHİT
CENGİZ BAKTEMUR'UN SON SAATLERİ...
|
|

|
Anlaşılmaz
bir hırıltı kapladı ortalığı... Karanlığa benek benek düşen
lambaların fersiz ışığında çırpınan, debelenen beyazlıktan
başka her şey sanki taş kesilmişti. Ne kadar geçti bilinmez,
Cengiz hala can çekişiyordu. İçlerinden biri,
içinde biriken nefesiyle avazının çıktığı kadar
bağırdı:
-Böyle
bir işkence olamaz ... Tutun
lan, kaldırın..! BDevamı>>>
|
|
ŞEHİTLERİN
SERDARI MUSTAFA PEHLİVANOĞLU
|
|

|
Sırf
tarafsız görünebilme iç korkusuna sahip
yetkilileri susturmasını bilen melon şapkalılar, Sam amcanın şapkasını
taşıyanlar sizlerle asla barışmayacağız!!! Asla hakkımızı helal
etmeyeceğiz. İyi olgunlaştırdığınız ihtilal ortamını
bütün millet bilecek ve suçu sadece
Turancılık ve özgür Türkiye Aşıklığından
başka bir şey olmayan Mustafa’yı astırdınız...z.
Devamı>>> |
|
RAHMETLE
ANILANLARDANSIN...
|
|

|
Öyle bir feryat ki, ta
yüreğinden çıkıyor... C-5’in en
ücra köşesinde, taş duvarları arasında yankılanan ve
duyurabildiği bedenleri her zerresine kadar titreten bir "Allah"
nidası ki, en zalim olanların bile tüylerini diken diken ediveren, manevi
buhranlara sebep olabilecek mahiyette...
Devamı>>> |
|
7
EKİM DARAĞAÇLARINDA CAN VEREN
ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
|
|
Mevcut sistemle mücadele eden
Ülkücü Hareket, millet vicdanında da mahkum
edilebilmek için Türk Milleti adına karar verdiği
iddiasında olan düzmece mahkemelerde fikirleri ve vicdanları
kiralık hakimler tarafından Türk Adalet tarihinde ebediyen
kara bir leke olarak kalacak bir kararla masum ve mağdur insanların,
yiğit Ülkü beğlerinin idamına hükmediliyordu.Devamı>>>
|
|
|
| |
|