ŞEHİT MUSTAFA PEHLİVANOĞLU'NUN EVİNDE

       

               YOLUNUZ YOLUMUZDUR

MUSTAFA PEHLİVANOĞLU’NUN AMERİKAN UŞAĞI DARBECİ GENERALLER TARAFINDAN ASTIRILARAK ŞEHİT EDİLDİĞİ BU YASLI GÜNÜMÜZDE ALLAH ONDAN VE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZDEN RAZI OLSUN. İNŞALLAH HAZRETİ ZİŞAN EFENDİMİZLE BİRLİKTE BİZE ŞEFAATÇİ OLURLAR…

Kara Eylül, nar çiçeği şafaklarımızın kapkara zindanlara çevrildiği o ifrit günleri… O günlerde hüküm süren “önce asalım sonra yargılarız; asmayıp ta besleyelim mi”, diyen netekimin emrine amade olan ve dünyada kendisini vazgeçilmez zannedenler, mahkemenin kadıya mülk olduğunu zannedenler ellerindeki kalemleri kırdılar… Kırılan kalemlerle birlikte bülbüllerimiz dalsız, bahçelerimiz gülsüz kaldı.., güllerimiz sarardı.. Karanfillerimiz kırıldı..

Onlar ellerindeki kalemleri önlerindeki dosyalara bile bakmadan kırarlarken, ömürleri bitip de yolun sonu görününce “Ahh, ahhh... Biz ne ettik … biz bu mazlumların kanını niye içtik… şimdi bizi müthiş bir hesap günü bekliyor.. Biz bu kırdığımız kalemlerin hesabını nasıl vereceğiz.. bize talimat verip asın bunları diyenler mi bizi kurtaracak… ???” diyecekleri günleri hiç düşünmediler. Artık, son pişmanlık fayda vermez.. Çünkü, hesap verme sırası onlara geldi, geliyor... Ve kırdıkları her kalemin hesabını verecekler... Halbuki bizim inancımızda ve töremizde vardır; “Mahkeme kadıya mülk değildir” denir… Hakimlerin arada bir kabristanları ve cezaevlerini ziyaret etmeleri tavsiye edilir. Ki, adaletle hükmetsinler diye…

İşte bu zalimlerden bir grup da canımız Mustafa’mızın; Mustafa Pehlivanoğlu’nun kalemini kırmıştı... Bir sabah ezan vaktinden önce infaz bahçesine darağacı kuruldu.. Mazlum Mustafa’mıza son arzusu soruldu.. Mustafamız Can kardaşımız, Gönüldaşımız, Ülküdaşımız haykırdı:

"Asla unutmayın... Bu dava büyük çünkü bu davada Allah rızası var.. Bizler bu yolun çileli yol olduğunu bilerek girdik, Ülkücü olmaktan pişman olmadım… Her zaman da Ülkücü olduğum için gurur duydum. Anama söyleyin ağlamasın çünkü onun oğlu bir kahraman… Onun oğlu, Ebu Cehil’lerin Ashab-ı Kiram’a reva gördüğü zulmü devrin Ebu Cehil’lerinden görmüştür..”

Mustafa, yüreğindekini söylüyordu.. Bu yol kutluydu. İlayi Kelimetullah yoluydu. Ülkücüler olmasaydı; ne bayrak; ne vatan, ne ezan, ne de sizler olacaktınız. Vatanı komünist istilasına uğramaktan kurtaran onlardı ama diyet ödüyorlardı; vatanı sevmenin bedelini ödüyorlardı. Ya anası, ana yüreği nasıl dayanır bu acıya? Analarımızın yürekleri yandı.. Gözyaşları sel oldu.. Ama onlar alperenler yetiştiren TÜRK ANALARIYDI, onlar iffet abideleriydi. Onlar Ülkücülerin anasıydı.. Ve kendilerine yakıştığı gibi davrandılar.. Gündüzleri başları dik ve vakur durdular.. Geceleri ise sabahlara kadar yürekleri parçalana parçalana evlatlarına ağladılar... Evet Mustafa’nın anası da oğlunun dediğini tuttu "Ülkücünün anasının ağladığını kimse görmeyecek" dedi… Ama geceler boyu göz pınarları kurudu...

Bu gün 7 Ekim 2004... Şehidimizin evine gittim. Şehit anasının, şehit babasının ellerini öptüm.. Mustafa’mız 7 Ekim gecesi Hakk’a yürümüştü.. Ve yarın evlerinde Mevlid-i Şerif okunacak. Bugün Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi son sınıf öğrencisi bir hanım kızımız eve gelmiş ve ortalığı temizlemiş.. Silmiş, süpürmüş… Yarın da gelip mevlütte şerbetleri dağıtacak, misafirleri karşılayacakmış. Yine bugün Gazi Üniversitesi Öğrencisi bir grup genç, Mustafa’mızın evine ellerinde bir demet çiçek ve şehidimizin fotoğrafıyla gelmişler.. Önce anamızın anlattıklarını dinleyelim:

"Yavrum, her biriniz benim için birer Mustafa’sınız. Ama dünü asla unutmayın yavrum. Dünü unutanın yarını olmaz evladım… Elhamdülillah ki, bu vatana bir evlat yetiştirip verdim. Şehit anası oldum.. Allah’a şükürler olsun.. Ama şunu görüyor ve üzülüyorum Ülkücülerin sırtından yükselenler var.. Bunlar da Ülkücüyüm diyorlar.. Bunlara müsaade edilmemeli … daha ne diyeyim…. Kim olduklarını siz bizden de iyi biliyorsunuz bunların “

Yutkundum, gözlerim doldu.. Belli etmemeye çalıştım.. “Hemen bir çay yapayım” dedi… “Başka zamana anam, başka zamana.. İnşallah anacığım, senin o hani az evvel bahsettiğin Ülkücülerin sırtından geçinenlerin ahkam kestikleri dönemin bittiği zaman inşallah gelip “bitti ana bitti... Ülkücülerin sırtında pinekleyenler, prim yapanlar bitti” diyeceğim... Sen de “Evet evladım bitti” dersen o zaman çayı ben yaparım birlikte içeriz.. O zaman Mustafa’mız da mutlu olur.. ALLAH ONDAN VE ŞEHİTLERİMİZDEN RAZI OLSUN.. ANAM… diyebildim.. Şehidimizin babasını dinleyelim şimdi de ilerlemiş yaşına rağmen dinç dimdik ayakta olan Necmi Babamız konuşuyor:

"Yavrum biz Ülkücüyüz elhamdülillah, Ülkücü olmayı kolay sanıyorlar, Ülkücü olmak ilim sahibi olmaktır, imanlı olmaktır, itikatlı olmaktır, liyakatli olmaktır, ehliyetli olmaktır, becerikli olmaktır... Ülkücü olmak bir yere oturunca ben buradan şu kadar para kaldırım, yedi sülaleme de yeter neme lazım benim particilik, Ülkücülük demek değildir… Ülkücü haksızlık karşısında susmaz.. Ülkücü Hakk’ın hakikatin yanında olur.. Benim sizlerden istediğim bir şey var evladım.. Evet tek bir şey istiyorum o da, dünü unutmayacaksınız... Dünü unutanlarla olmayacaksınız..!

"Ülkücülüğü, Türklüğü unutturma noktasına getirdiler,, ama şunu bilmiyorlar ki, ŞEHİTLER ÖLMEZ, BU DAVA SÖNMEZ. Yukarılardakilerden zaten ben bir şey beklemiyorum.. Sizler sağolun iyi ki sizler varsınız.. İyi ki Yusufiyeliler var.. Onlar olmasaydı dünü kim hatırlatacaktı. Dünü kim yazacaktı. Dünü kim yaşayacaktı. Allah sizlerden razı olsun… Ülkü Ocaklarındaki evlatlarım beni hiç boş bırakmazlar saygı gösterirler, ziyarete gelirler. Ben üst tabakadan bir şey istemiyorum zaten. Burada çocuklarımız bizi yalnız bırakmıyorlar.. Ama artık yaşlandım. Şu hareketin yeniden şahlanışını görmek istiyorum. İşte o zaman Mustafa’mın kabrine gidip “EVLADIM GÖZÜN AYDIN ÜLKÜDAŞLARIN DAVAYI YENİDEN OMUZLADILAR” diyeceğim. İşte o zaman bu dünyaya veda ederken gözüm arkada gitmeyeceğim... Bir gün mutlaka Ülkücü Hareket iktidar olacak ve bu millete o eski günlerdeki gibi şevkle, imanla hizmet edecektir.. Ben buna şehit babası olduğuma inandığım gibi inanıyorum… Benim burada olduğumu, oturduğumu bilmeyen yok… Ama evladımın şehit oluşunun 24. sene-i devriyesinde bana sadece komşularım, Keçiören ilçe ve ocak teşkilatından yöneticiler, Gazi Üniversitesi öğrencileri geliyor... Benim kendime istediğim bir şey yok zaten. Ben dün unutulmasın diyorum. Sanıyorum ki ne demek istediğimi açıkça ifade ettim… ALLAH SİZLERDEN RAZI OLSUN… ALLAHA EMANET OLUN… GÖZLERİNİZDEN ÖPERİM.. “ diyor şehidimizin babası…

Biz de diyoruz ki; bu yoldan dönen alçaktır.. dünü unutan haysiyetsizdir.. şehidini, davasını ihmal eden şerefsizdir ve bizden değildir.. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Kadir Durak